İnorganik Bileşikler Konu Anlatımı

Canlıların Temel Bileşenleri ilk etapta organik bileşikler ve inorganik bileşikler şeklinde iki kısıma ayrılmaktadır. Canlılardaki organik bileşiklerin yapısında C H O (Karbon hidrojen ve Oksijen) elementleri bulunmaktadır. İnorganik bileşiklerde bu atomlar bir arada bulunmazlar o nedenle de organik olmayan anlamında inorganik olarak isimlendirilirler.

İnorganik Bileşiklerin Özellikleri Nelerdir Hacı?

  • Canlıda sentezlenemez ve üretilemezler dışarıdan alınmaları mecburidir.
  • Sindirime uğramazlar çünkü zaten çok küçüktürler
  • Hücre zarından kolayca geçebilirler
  • Yapıcı , onarıcı veya düzenleyici olarak kullanılabilirler

1) SU

Su olmazsa hayat olmaz desek yeridir o kadar önemlidir canlılar için. Enzimler su olmaması durumunda çalışamazlar adam susuzluktan rahmetlik olur.

  • Enzimler(ileride göreceğiz) su olmadan çalışmaz
  • Tohumlar yeterli su olmadan çimlenmez
  • Canlıların yapısı büyük oranda sudan oluşur (%70 – %96 arasında canlıya göre değişir)
  • Büyük besinlerin sindirimi su ile gerçekleşir(hidroliz)
  • Bitkiler besin üretmek için su kullanırlar (ayrıca CO2 de kullanırlar)
  • Canlılar için en iyi çözücü sudur
  • Kanın yapısı büyük oranda sudan oluşur böylece besinler ve oksijen kolayca taşınır
  • Metebolik faaliyetler neticesinde oluşan zehirli atıkların seyreltilerek uzaklaştırılmasını sağlar
  • Topraktaki minerallerin çözünmesini sağlar ve bu mineraller suyla birlikte köklerle alınır
  • Kohezyon – yüzey gerilimi ile su molekülleri arasında oluşan çekim kökten yapraklara iletimi sağlar

2) ASİTLER – BAZLAR – TUZLAR

Suda çözündüğünde ortama H+ iyonu veren maddelere asit diyoruz. Tuz ruhu (HCl) oldukça kuvvetli bir asittir. Bazlar suda çözündüğünde ortama OH- iyonu verir. Sodyum hidroksit (NaOH) bazlara örnek olarak verilebilir. Asit ve Baz biraraya getirilirse kimyasal nötrleşme tepkimesi gerçekleşir ve Tuzlar oluşur.

  • Asitler-Bazlar canlılar için dengeli bir pH ortamı sağlanması için önemlidir. pH  asitliğin veya bazlığın derecesidir bir bakıma eğer pH değeri 0 ile 7 arasında ise asidik bir ortam , 7-14 arası ise bazik ortamdır tam 7 ise ne asidik ne baziktir (nötr).
  • Bazı enzimler sadece asidik ortamda çalışırken (mide enzimleri) bazıları bazik ortamda çalışır (ince bağırsak enzimleri)
  • Tuzlar çözündüğünde bulunduğu ortamın osmotik basıncını (emme kuvveti gibi düşün) artırır böylece hücrelerde tuz miktarı artarsa dışarıdan su çekmeye başlar, eğer tuz miktarı dışarıda fazla hücrede az ise hücre su kaybeder. Bu şekilde osmotik denge kurulur.

3) MiNERALLER

Mineraller kasların kasılmasından sinirlerde uyartı iletimine , kemiklerin güçlendirilmesinden vücudun su dengesinin ayarlanmasına ve enzimlerin yapısına katılmaya kadar çok farklı işlerde çalışırlar. Eğer yiyeceklerle birlikte yeterli mineral alınamazsa çeşitli sağlık problemleri görülmesi kaçınılmaz olacaktır.

Kalsiyum: Kemiklerin ve dişlerin yapısına katılır, kas kasılmasında sinirlerde uyartı iletiminde kanın pıhtılaşma mekanizmasında etkilidir. Kalsiyum enzimlerin yapısına kofaktör olarak katılarak etkinliğini artırır. Kalsiyum minerali en çok süt ürünlerinde bulunur.

Fosfor: Kemiklerin ve dişlerin yapısına katılır, ATP ve Nükleik asitlerin (DNA ve RNA) yapısındaki H3PO4 fosforik asitin yapısında yer alır.

Sodyum-Postasyum-Klor: Bu mineraller genelde iyon halindedir vücudun ozmotik basıncını (su tutma kapasitesi de diyebiliriz) dengelemede, kasların kasılması sırasında ve nöronlarda (sinir hücreleri) uyartı iletiminde işe yararlar.

Magnezyum: Çok büyük bir kısmı kemiklerin yapısında depo edilir bir kısmı da sinirlerde uyartı iletiminde görev yapar

Flor: Dişlerin yapısına katılan önemli bir mineraldir.

Demir: Kana kırmızı renk veren hemoglobinin yapısına katılır. Demir eksikliğinde kansızlık (anemi) hastalığı görülür.

Çinko: Önemli enzimlerin yapısına kofaktör olarak katılan etkili bir mineraldir. Büyüme ve gelişme çağındaki çocukların yeterli çinko alması gelişimlerine olumlu yansır.

Yorum yapın